Paylaş:
Parklar hepimizin. Kamelyalar, oturma alanları, çocuk bahçeleri ve dinlenme yerleri bir kişinin değil, toplumun ortak kullanımına sunulmuş alanlardır.
Peki, kim temizleyecek? Asıl sorulması gereken soru bu.
Bir parka gidiyoruz. Gölgesinde oturuyor, çayımızı içiyor, sevdiklerimizle vakit geçiriyoruz. Sonra kalkıp giderken arkamızda bıraktıklarımıza dönüp bakmıyoruz.
Masanın üzerinde yiyecek artıkları, yerlere atılmış peçeteler, plastik şişeler, çekirdek kabukları.
Sanki orası bir kafe ya da lokantaymış gibi. Biz kalkınca birileri gelip arkamızı temizleyecekmiş gibi.
Kim temizleyecek? Belediye mi, temizlik görevlisi mi, bizden sonra oraya gelecek başka biri mi?
Elbette bu alanların temizliği için görev yapan insanlar var. Ancak onların görevli olması, bizim kirletme hakkımız olduğu anlamına gelmez.
Çünkü temizlik görevlisinin işi, bizim sorumsuzluğumuzu taşımak değildir.
Hz. Muhammed (s.a.v.), Müslim'in Sahih'inde geçen bir hadisinde "Temizlik imanın yarısıdır" (الطُّهُورُ شَطْرُ الْإِيمَانِ) buyurmuştur. Halk arasında "temizlik imandandır" şeklinde de ifade edilmektedir.
Temizlik yalnızca evimizi, bedenimizi veya üzerimizi temiz tutmak değildir. Temizlik, başkasının hakkına saygı göstermektir. Kullandığımız alanı bizden sonra gelecek insana temiz bırakmaktır.
Kendi evimizde yere çöp atmıyoruz.
Kendi masamızı kirli bırakmıyoruz.
Peki, toplumun ortak alanını neden kendi evimiz kadar önemsemiyoruz?
Orada bizim çocuklarımız oynamıyor mu?
Bizim anne babamız dinlenmiyor mu?
Bizden sonra gelecek insanın da temiz bir kamelyada oturmaya hakkı yok mu?
Biraz vicdan, biraz sorumluluk
Bir parka gittiğimizde yalnızca kendi rahatımızı düşünmemeliyiz. Bizden önce orayı kullananlar nasıl temiz bulduysa, bizden sonra gelecekler de aynı temizliği bulabilmelidir.
Çöpü yere değil çöp kutusuna atmak, masayı temiz bırakmak, kullandığımız alanı düzenli terk etmek büyük bir fedakârlık değildir.
Bunlar insan olmanın, ahlakın ve vicdanın gereğidir.
Çünkü mesele yalnızca bir çöp parçası değildir.
Mesele, kendimizden başka birini düşünüp düşünmediğimizdir.
Mesele, "Ben kullandım, gerisi beni ilgilendirmez" anlayışından kurtulup kurtulamadığımızdır.
Bir toplumun medeniyeti yalnızca yaptığı parklarla, yollarla ve binalarla ölçülmez. O parkları nasıl kullandığıyla, ortak alanlara nasıl davrandığıyla da ölçülür.
Kim temizleyecek?
Cevabı çok basit:
Önce biz.
Çünkü temiz bulduğumuz bir yeri temiz bırakmak için başkasını beklememeliyiz.
Bir kamelyadan kalkarken arkamıza bakmalıyız.
Masada çöp kaldı mı?
Yerde bir şey bıraktık mı?
Bizden sonra gelecek insan rahatlıkla oturabilecek mi?
Bu soruları kendimize sormalıyız.
Çünkü insan, kimsenin görmediği yerde yaptığı davranışlarla da kendini gösterir.
Kimse teşekkür etmese de.
Kimse alkışlamasa da.
Doğru olanı yapmak için alkışa ihtiyacımız olmamalı.
Parklar hepimizin. Kamelyalar hepimizin. Temizlik hepimizin sorumluluğudur.
Ve unutmayalım:
İnsan, arkasında bıraktığı çöplerle değil, arkasında bıraktığı güzelliklerle hatırlanır.