Paylaş:

Yaş ilerledikçe insanın hayatı kalabalıklaşmaz; Aksine sadeleşir. Çünkü zaman, hiçbir kitabın öğretemeyeceği gerçekleri sessizce fısıldar insana. Gençlik yıllarında herkesin sevgisini kazanmak, her ortama ait olmak, herkese yetişmek isteriz. Kırılmamak için susar, kaybetmemek için fazlasıyla çabalarız. Oysa yıllar geçtikçe anlarız ki, insanı yoran şey yalnızlık değil; samimiyetsiz insanlar, anlamsız ilişkiler ve ruhunu ağırlaştıran kalabalıklardır.

Bir zamanlar vazgeçilmez sandığımız nice şeyin, aslında sadece alışkanlıklardan ibaret olduğunu fark ederiz. Her söze cevap vermek zorunda olmadığımızı, her kırgınlığı ömür boyu taşımanın gereksizliğini, yanlışların içinde kalmanın bir mecburiyet olmadığını öğreniriz. Çünkü bir gün gelir, huzurun haklı çıkmaktan daha değerli olduğunu anlarız.

Öyle bir dönem başlar ki, yalnız içilen bir fincan kahvenin sessizliği; kalabalık sofralardaki yapmacık kahkahalardan daha anlamlı gelir. İnsanlardan uzaklaştığı için değil, içindeki huzuru korumak istediği için kendine çekilir. Artık herkese yetişmeye çalışmak yerine, kendi ruhuna yetişmenin peşine düşer.

Olgunluk, her şeye sahip olmak değildir. Tam tersine, gereksiz olanı hayatından çıkarabilme cesaretidir. Kırgınlıkları, beklentileri, sahte dostlukları ve omuzlarına yük olmuş her şeyi usulca bırakabilmektir. Çünkü insan, yüklerinden kurtuldukça hafifler; hafifledikçe kendine yaklaşır. Kendine yaklaştıkça da gerçek huzurun, sahip olduklarında değil, vazgeçebildiklerinde saklı olduğunu keşfeder.

Aslında gerçek zenginlik; çok şeye sahip olmakta değil, az şeyle huzurlu yaşayabilmektedir. Yaş aldıkça insan daha iyi anlar ki; hayatı güzelleştiren şey kalabalıklar değildir. Gönlüne iyi gelen birkaç insan, içini dinlendiren sessizlikler, vicdanını yormayan bir yaşam ve geceleri başını yastığa huzurla koyabilmektir.

Çünkü olgunluk, her şeyi biriktirmek değil; ruhunu yoran her şeyden zarafetle arınabilmektir.

Ve insan, yaş aldıkça şunu öğrenir:

Bazı uzaklaşmalar kayıp değildir…
Bazı yalnızlıklar eksiklik değildir…
Ve bazen en büyük huzur, kendine biraz daha yakın yaşayabilmektir.