Paylaş:

İnsan, karakterini saklamadan yaşayabildiği ölçüde kendisi olabilir. Çünkü kişiyi değerli kılan, başkalarına gösterdiği yüz değil, yalnız kaldığında da değişmeyen özüdür. Tarih boyunca güçlü toplumlar, gösterişin değil, dürüstlüğün ve açık sözlülüğün üzerine inşa edilmiştir. İnsanların birbirine güven duyduğu dönemlerde söz, ayrı bir kefeye konulmazdı. Söylenen ile düşünülen arasında duvarlar yoktu.

Bugün ise çoğu zaman insanlar, kabul görmek uğruna farklı kimliklere bürünüyor. Gerçek duygularını gizliyor, düşüncelerini süslüyor ve kendilerini olduklarından farklı göstermeye çalışıyorlar. Oysa insanın en büyük gücü, kendisini saklamaya ihtiyaç duymamasıdır. Çünkü doğruluk, maskelerin arkasına sığınmayı gerektirmez.

Türk kültüründe ve töresinde insanın sözü, namusu kadar kıymetli kabul edilmiştir. Verilen sözün ağırlığı, gösterilen duruşun sağlamlığı ile ölçülmüştür. İnsanın yüzünün açık olması, yalnızca dürüstlüğünü değil, geçmişiyle barışık oluşunu da ifade eder. Kendi hayatından utanmayan, attığı adımların hesabını verebilen kimse, yarınından korkmadan yaşayabilir.

Elbette olduğu gibi yaşamak kolay değildir. Bazen doğruların bedeli vardır, bazen de açık sözlülük insanı yalnız bırakabilir. Fakat insanı ayakta tutan şey, başkalarının alkışı değil, kendi vicdanının huzurudur. Çünkü karakter, kalabalıkların içinde sergilenen bir gösteri değil; insanın en sessiz anlarında bile taşıdığı değişmez bir değerdir.

Geçmişinden kaçmayan, sözünün arkasında duran ve kim olduğunu gizleme ihtiyacı hissetmeyen insan, en büyük özgürlüğe sahiptir. Çünkü gerçek güç, başkalarına farklı görünmekte değil, her şart altında aynı kalabilmektedir.