Hayatın en şaşırtıcı gerçeği, hiçbir şeyin olduğu gibi kalmamasıdır. Bugün güçlü görünen yarın güçsüz, bugün haklı görünen yarın haksız, bugün kazanan yarın kaybeden olabilir. Zaman, herkesi kendi terazisinde tartar ve kimseyi bulunduğu yerde sonsuza kadar bırakmaz.
Öyle günler gelir ki, doğruluk geri planda kalır; hırsız zengin, serseri saygın, emeğin değeri ise görünmez olur. Taştan saraylar yükselirken, gönüller harabeye döner. Bilgiden yoksun olanlar akıl verir, konuşmasını bilmeyenler kürsülere çıkar, şifa dağıtamayanlar umut satmaya başlar. Dünya bazen öyle bir hâl alır ki, doğrular susarken yanlışlar alkışlanır.
Fakat hayatın değişmeyen bir kanunu vardır. Hiçbir düzen sonsuza kadar sürmez. Gün gelir, rüzgâr yön değiştirir. Aldatan, sadakat arar. Adaleti hiçe sayan, adalet ister. Merhametsiz yaşayan, bir damla şefkat için kapı kapı dolaşır. Çünkü insan, ektiğini er ya da geç biçer. Zamanın sabrı uzundur ama hafızası çok kuvvetlidir.
Bu yüzden kimseyi küçük görmemek gerekir. Bugün değersiz sandığın bir insan, yarın en güçlü konuma gelebilir. Satrançta nasıl ki küçücük bir piyon doğru zamanda oyunun kaderini değiştirebiliyorsa, hayatta da küçümsenen insanlar gün gelir herkesi şaşırtabilir. Aynı şekilde, kendini yenilmez sananlar da bir anda çaresiz kalabilir. Hayatın en büyük dersi, hiçbir makamın, servetin ve gücün kalıcı olmadığını hatırlatmaktır.
İnsan, kendisini yoktan var eden Rabbine bile zaman zaman nankörlük edebiliyorsa, kullardan sonsuz vefa beklemek ne kadar doğrudur? Bu yüzden beklentileri insanlara değil, iyiliğe, dürüstlüğe ve Allah'a bağlamak gerekir. Çünkü insanlar değişebilir; çıkarlar dostluğu, menfaat sevgiyi gölgeleyebilir. Kalıcı olan yalnızca güzel ahlâk ve geride bırakılan hayırlı izlerdir.
Mevsimler nasıl değişiyorsa hayat da öyledir. Baharın yerini kış, gündüzün yerini gece alır. Gençlik yaşlılığa, sağlık hastalığa, zenginlik darlığa dönüşebilir. Güzellik solar, kuvvet tükenir, servet azalır. Bir zamanlar vazgeçilmez görülen her şey, gün gelir anlamını yitirir.
Hayaller bazen dağılır, umutlar kırılır. İnsan, hayatın yükü altında yorulduğunu hisseder. Her şey anlamsız, karmaşık ve ağır gelir. Fakat en karanlık gecelerin bile bir sabahı vardır. Çoğu zaman biz fark etmezken, çözülmez sandığımız düğümler çözülür, kapanmaz dediğimiz yaralar iyileşir. Hayat, sabredenlere hiç ummadıkları kapılar açabilir.
Sonunda hepimizin varacağı tek bir durak vardır. Gün gelir ömür tamamlanır, söz susar, nefes biter ve dünya geride kalır. O gün ne servetin, ne makamın, ne alkışların, ne de insanların övgüsünün bir değeri kalır. Geriye yalnızca yaptığımız iyilikler, kırdığımız gönüller, verdiğimiz emek ve bıraktığımız güzel izler kalır.
Öyleyse bugün sahip olduklarımızla kibirlenmeyelim, kaybettiklerimiz için de umutsuzluğa düşmeyelim. Hayat sürekli dönen bir çarktır. Bugünün kazananı yarının kaybedeni, bugünün kaybedeni yarının kazananı olabilir. Asıl mesele, değişen dünyanın içinde değişmeyen bir vicdana, sağlam bir karaktere ve temiz bir kalbe sahip olabilmektir. Çünkü gün gelir her şey değişir; fakat insanı gerçekten değerli kılan, değişen şartlar içinde bile doğruluktan ve iyilikten vazgeçmemesidir.