Bazı insanlar söyledikleri sözün arkasında durur, bazıları ise sözünü arkasına saklar. Aradaki fark, ses tonunda değil; niyettedir. Yüzüne karşı kurulamayan cümleler, çoğu zaman dostluk kılığında dolaşır. İşte tam da bu yüzden, duruşu olanla maskesi olan aynı yerde duramaz.
İki yüzlülük, en sessiz bozulma hâlidir insanın. Yüzüne bakınca dost, arkasını dönünce başka bir dile bürünen cümleler… Aynı ağızdan çıkan sözler, aynı kalpte durmaz. Bir yüz gülümserken diğeri gölgede kalır; asıl niyet orada saklanır.
Arkadan konuşmak cesaret değil, kaçıştır. Yüzüne söylenemeyen her söz, sahibinin eksikliğini ele verir. Dost gibi görünen ama güven vermeyen bakışlar, zamanla en ağır yorgunluğu bırakır insanda. Çünkü insan, düşmanından değil; maskesini hiç indirmeyenlerden yorulur.
Sözün arkasında durmak bir tercihtir. Aynı cümleyi her yerde taşıyabilmektir. Bugün başka, yarın başka olmamaktır. İki ayrı dil, tek bir kalpte barınmaz. Duruş, kalabalıkta değil; yalnızken de aynı kalabilmektir.
Bazıları yan yana gelince susar, uzaklaşınca konuşur. Oysa gerçek dostluk, yüzüne bakıp konuşabilmeyi gerektirir. Arkadan yürüyen sözler, ne kadar çoğalırsa çoğalsın, asla güvene dönüşmez.
Biz, konuştuğumuz yerde duran sözlere inanırız. Çünkü söz, insanın aynasıdır. Ve iki yüzlü aynalar, gerçeği asla göstermez.