← Hayrettin TÜRKOĞLU

Gösteriş Sofraları mı, Gönül Sofraları mı?

2 dk. okuma 69 okunma

Bir tas çorbanın paylaşıldığı sofralar vardı. Masanın üzerinde onlarca çeşit yemek bulunmazdı ama gönüller dopdoluydu. Bugün ise sofralar büyüdü, tabaklar çoğaldı, sunumlar kusursuzlaştı. Fakat aynı oranda samimiyet de büyüdü mü?

İşte asıl üzerinde durulması gereken soru budur.

Artık birçok ikram, önce misafirin değil kameranın önüne geliyor. Sofraya oturmadan önce telefonlar hazırlanıyor, tabakların açısı ayarlanıyor, ışık kontrol ediliyor. Sanki misafir ağırlamaktan çok, izleyenlere bir sahne sunuluyor. İkramın değeri, yapılan duayla değil; aldığı beğeni sayısıyla ölçülmeye başlanıyor.

Oysa gösteriş arttıkça samimiyet azalır.

Misafir, ev sahibinin zenginliğini görmek için değil, gönlünü hissetmek için gelir. Çünkü insanı doyuran yalnızca yemek değildir. Güler yüz, içten bir "hoş geldin", samimi bir sohbet ve güzel niyet de sofranın en değerli ikramıdır.

Peygamber Efendimizin uyardığı gösteriş ve övünme anlayışı, bugün farklı bir kılığa bürünmüş durumda. Eskiden insanlar komşusuna karşı övünürdü, bugün ise bütün dünyaya karşı sergiliyor. Bir zamanlar mahalleye yapılan gösteriş, şimdi tek bir paylaşım ile binlerce kişiye ulaşıyor.

Peki bu gerçekten misafirperverlik mi, yoksa görünme arzusu mu?

Belki de en acı tarafı, sade bir sofranın artık utanılacak bir şey gibi görülmesidir. Oysa bereket, çeşitlilikte değil; ihlastadır. Allah, samimiyetle uzatılan bir lokmayı bereketlendirir. Gösterişle hazırlanan en zengin sofralar ise gönülleri doyuramayabilir.

Bugün birçok insan misafir davet ederken "Acaba yeterince etkileyici oldu mu?" diye düşünüyor. Oysa asıl soru şu olmalı:

"Acaba misafirim kendisini değerli hissetti mi?"

Çünkü insan, kristal bardakları değil; gördüğü muhabbeti hatırlar. En pahalı yemekleri değil, kendisine verilen değeri unutmaz.

Belki de sosyal medyanın en büyük etkisi, hayatı yaşamaktan çok sergilemeye alıştırmasıdır. Yapılan iyilikler, verilen ikramlar, edilen sofralar... Hepsi görünür oldukça, ihlas görünmez hâle geliyor. Oysa ibadetlerde olduğu gibi iyilikte de en kıymetli olan, Allah rızasını merkeze almaktır.

Bu yüzden kendimize şu soruyu sormanın zamanı geldi:

Biz gerçekten misafir mi ağırlıyoruz, yoksa alkış mı topluyoruz?

Çünkü gösteriş geçicidir, samimiyet ise kalıcıdır. Paylaşılan fotoğraflar zamanla unutulur; fakat içten yapılan bir ikram, bir ömür hatırlanır.

Unutmayalım; sofranın büyüklüğü değil, niyetin güzelliği bereket getirir. Gösteriş insanların gözünü doyurabilir, fakat yalnızca ihlas kalpleri doyurur.