← Adsız

İnsan Dünyaya Değil, İnsanların Değişmesine Yenilir.

2 dk. okuma 68 okunma

Bir zamanlar "Her zaman yanındayım." diyenler sessizliğe bürünür, dostluk üzerine edilen sözler rüzgâr gibi dağılır. İşte o an insanın aklından tek bir soru geçer: "Hani neredesin?"

Aslında insanı en çok yoran, yaşadığı sıkıntılar değildir. İnsanı asıl tüketen, en zor gününde uzanmasını beklediği ellerin geri çekilmesidir. Çünkü gerçek dostluk; iyi gün sofralarında değil, zor zamanların karanlığında belli olur. Herkes gülen yüzlere yaklaşır, fakat gözyaşını paylaşacak insan bulmak her zaman kolay değildir.

Çoğu zaman öfkemizi dünyaya yöneltiriz. "Dünya bana bunu yaptı." deriz. Oysa dünya sadece bir imtihan yeridir. Bizi yaralayan çoğu zaman dünya değil; hırsın, bencilliğin ve vefasızlığın esiri olmuş insanlardır. Dünya değişmedi, değişen insanın vicdanı oldu. Merhamet azaldı, çıkar çoğaldı, samimiyet ise her geçen gün biraz daha eksildi.

Ne acıdır ki insanlar artık birbirinin yükünü hafifletmek yerine yük olmaya başladı. Bir selamı, bir hâl hatır sormayı, bir omuz vermeyi bile zor görür olduk. Oysa bazen insanı hayata bağlayan şey büyük yardımlar değil; içten söylenmiş bir "Yanındayım." cümlesidir.

Yalnızlık, insanın çevresinde kimsenin olmaması değildir. Asıl yalnızlık, kalabalıkların içinde anlaşılmamaktır. Konuşacak onlarca insanın olduğu hâlde derdini anlatacak tek bir gönül bulamamaktır. İşte bu yüzden birçok insan sessizce gülümserken, içinde fırtınalar koparır.

Bütün bunlara rağmen umutsuzluğa kapılmak doğru değildir. Çünkü insanlar terk etse de Allah kulunu terk etmez. Dost bildiklerimiz sırtını dönebilir, fakat Rabbimizin rahmeti hiçbir zaman kuluna kapanmaz. İnsanların kapıları kapanınca, Allah'ın kapısının hâlâ açık olduğunu hatırlamak gerekir.

Belki de bu çağın en büyük ihtiyacı, daha çok konuşan insanlar değil; daha çok hisseden insanlardır. Daha çok kazananlar değil; daha çok paylaşanlardır. Daha güçlü görünenler değil; daha vicdanlı olanlardır.

Unutmayalım ki bu dünyadan ne servetimizi ne makamımızı ne de alkışlarımızı götüreceğiz. Geriye bırakacağımız tek şey, insanların yüreğinde bıraktığımız iz olacaktır. Bir dostun gözyaşını silebildiysek, bir gönlü onarabildiysek, işte o zaman gerçekten insan olmayı başarabilmişiz demektir.

Belki dünya yıkılmaz. Ama insan, içindeki merhameti yıkarsa geriye ayakta duran sadece binalar kalır. Asıl mesele dünyayı değiştirmek değil, önce kendi yüreğimizi yeniden insanlıkla doldurabilmektir.