← Hayrettin TÜRKOĞLU

Başkalarının Gölgesinde Kaybolan Hayatlar..

3 dk. okuma 25 okunma

Bazen mutsuz bir hayat yaşarsın, bazen de umutsuz.

Daha acısı ise, ne mutsuzluğu ne de umutsuzluğu sen seçmişsindir. Birileri seni kendi çıkarlarının, beklentilerinin ve düşüncelerinin arasına sıkıştırmış; yaşamak istediğin hayatı senden sessizce almıştır.

İnsan, kendi hayatını yaşayamamaya başladığında fark etmeden başkalarının hayatının figüranı olur.

Ne istediğini düşünmek yerine, insanların ne diyeceğini düşünür. Bir adım atacakken “Acaba ne düşünürler?” diye durur. Bir karar verecekken başkalarının fikrine bakar. Kendi hayallerinden vazgeçerken, bunu çoğu zaman fedakârlık zanneder.

Sonra yıllar geçer.

Bir gün dönüp geriye baktığında, yaşadıklarından çok yaşayamadıklarının ağırlığını hissedersin.

İçinde ukde kalan hayaller vardır. Söylenememiş sözler, atılamamış adımlar, ertelenmiş mutluluklar vardır.

“Keşke”lerin sayısı, “İyi ki”lerinden fazla olmaya başlamıştır.

Asıl acı olan da şudur:

Değer verdiğin insanlar, seni değerli hissettirmek yerine sürekli değersizleştiriyorsa; hayallerinin önüne engeller koyuyor, attığın her adımı sorguluyor ve seni kendi doğrularına göre yaşamaya zorluyorsa, bir süre sonra insan kendisine bile yabancılaşır.

Çünkü sürekli eleştirilen insan, bir süre sonra kendi sesini duyamaz.

Sürekli engellenen insan, sonunda yürümekten vazgeçer.

Sürekli umudu kırılan insan ise bir gün hayal kurmaya korkar.

Oysa hayat, başkalarının senin adına yazdığı bir hikâye değildir.

Senin de kendine ait bir yolun, kendi kararların, kendi hayallerin ve kendi mutluluğun vardır.

Belki bugüne kadar birçok şeyi sırf insanlar üzülmesin diye erteledin.

Belki aileni, çevreni, dostlarını, değer verdiğin insanları kendinden önce düşündün.

Belki onların fikirlerini kendi düşüncelerinden daha fazla önemsedin.

Ama unutma.

Bir insanın herkesi memnun etmeye çalışırken kendisini kaybetmesi de bir çeşit kayıptır.

Çünkü hayatı sen yaşayacaksın.

Sen üzüleceksin. Sen pişman olacaksın. Sen “Keşke” diyeceksin. Ve sen, yıllar sonra aynaya baktığında, içinde kalan hayallerin hesabını yine kendine vereceksin.

Başkalarının gölgesinde yaşarken kendi güneşini unutma.

Sana sürekli “Yapamazsın” diyenlerin sesini, içinde “Ben yapabilirim” diyen o küçük sesin üzerine çıkarma.

Çünkü bazen insanın ihtiyacı olan şey yeni bir hayat değil, kendi hayatının direksiyonunu yeniden eline almaktır.

Geçmişte yaşayamadıklarını geri getiremezsin.

Ama bundan sonrasını değiştirebilirsin.

Bugüne kadar başkalarının düşüncelerine göre yaşadıysan, bundan sonra kendi vicdanına ve kendi doğrularına göre yaşamayı seçebilirsin.

Çünkü hayat, başkalarının beklentilerini karşılamak için verilmiş uzun bir sınav değildir.

Ve unutma.

Seni gerçekten seven insan, seni kendisine benzetmeye çalışmaz. Sana kendi yolunda yürüyebilme cesareti verir.

Bazen yeniden başlamak gerekir.

Geçmişin yükünü sırtından indirip, yıllardır susturduğun o iç sesi yeniden dinlemek gerekir.

Belki geç kaldığını düşüneceksin.

Ama bazı başlangıçların yaşı yoktur.

Çünkü insan, nefes aldığı sürece hayatının yönünü değiştirebilir.

Ve belki de hayatının en güzel cümlesi henüz yazılmadı.

Yeter ki kalemini başkalarının elinden al.

Çünkü bu hayat senin. Başkalarının gölgesinde kaybolmak için değil, kendi ışığında yürümek için var.

İnsan bazen hayatını kaybetmez; kendi hayatını yaşama cesaretini kaybeder. En büyük hüsran ise yıllar sonra geriye dönüp baktığında, yaşadıklarından çok yaşayamadıklarını hatırlamaktır.