İnsan, daraldığında çoğu zaman ilk olarak içini insanlara döker. Başımda dert var, işlerim yolunda gitmiyor, neden ben? diyerek yaşadığı yükü etrafına anlatır. Oysa fark etmeden yaptığı şey, bazen Rabbine yöneltmesi gereken yakarışı kullara taşımaktır. Çünkü her sıkıntı, her gecikme, her kayıp; yalnızca bir ceza değil, çoğu zaman ilahi bir hikmetin sessizce işleyen parçasıdır.
Bizler çoğu zaman görmek istediğimiz kadarını görür, bilmek istediğimiz kadarını biliriz. Bugün “keşke olsaydı” dediğimiz birçok şeyin, belki de yarın bizi felakete sürükleyeceğini bilemeyiz. Aynı şekilde bugün “neden olmadı?” diye üzüldüğümüz nice kapının kapanışı, aslında bizi daha büyük zararlardan koruyan rahmet olabilir. İnsan, kaderin yalnızca yaşadığı anını görür; Allah ise başlangıcı da sonu da bilir.
Bir çocuğun, canı istedi diye ateşe uzanmasına annesi nasıl izin vermezse; kulun da ısrarla istediği her şey onun hayrına olmayabilir. Çocuk o an annesini anlamaz, hatta ağlar. Ama annenin engeli sevgidendir. İşte bazen kabul olmayan dualar, geciken işler, kapanan kapılar da böyledir. Biz kayıp sanarız, O koruyordur.
Şikâyet, çoğu zaman kaderin ardındaki hikmeti görememektir. Sabır ise görünmeyene güvenmektir. Her yaşananı hemen anlamak zorunda değiliz; çünkü bazı gerçeklerin anlamı zamanla açılır. Bugün yük sandığın şey, yarın seni olgunlaştıran nimet olabilir. Bugün gözyaşı döktüğün olay, yarın “iyi ki olmamış” dediğin bir kurtuluş olabilir.
Bu yüzden kulun en büyük huzuru, her durumda Rabbine yönelmesindedir. Derdini anlatmak elbette insani bir ihtiyaçtır; fakat isyana dönüşen her söz, kalbi ağırlaştırır. Oysa teslimiyet, insanın içini hafifletir. “Rabbim, ben anlamıyorum ama Sen biliyorsun” diyebilmek, imanın en güçlü yanlarından biridir.
Unutma;
Her gecikme bir mahrumiyet değildir.
Her kayıp gerçekten kayıp değildir.
Her sıkıntı son değildir.
Bazen Allah seni, istediğini vererek değil; senden uzak tutarak korur. Bazen de seni büyütmek için sabrı öğretir. Çünkü kader, sadece olan değil; olması gerekirken en doğru vakitte olandır.
“Kadere iman eden, kederden emin olur” sözü boşuna söylenmemiştir.
Çünkü kaderine güvenen insan bilir ki; başına gelen hiçbir şey sebepsiz değildir. Ve bilir ki Rabbinden gelen, sonunda mutlaka hayır taşır.
Öyleyse haktan halka şikâyeti azalt, halktan Hakk’a yönelişi çoğalt.
Sızlanmak yerine sabret, isyan yerine şükret.
Çünkü bazen anlamadığın şey, seni kurtaran şeydir.
Ve bazen en büyük huzur, “Ben bilmiyorum ama Rabbim bilir” diyebilmektir.